logo
Hoşgeldiniz! forumda paylaşım yapabilmeniz için Giriş yap Yada Üye ol.

Bildirim

Icon
Error

a_a1933 Offline
#1 Gönderildi : 30 Mart 2013 Cumartesi 17:15:03(UTC)
a_a1933

Sıralama: Newbie

Gruplar: Registered
Katılan: 30.03.2013(UTC)
Mesajlar: 0

Av Köpeklerinin Eğitimi Hakkında Bir Makale..

Av köpeklerinin cinslerinin iyi olması ne kadar önemli ise köpeklerin eğitimi konusu da o kadar önemlidir.

Uzun senelerin tecrübesiyle yazılmış birçok kitaptan ve değişik eğitim sistemlerinden, memleketimiz şartlarına da en uygun olanları arasından bir derleme yapılarak ve profesyonel yetiştirici için değil de, avcıların kendilerinin köpeklerini eğitebilecekleri bir biçimde hazırladığımız bu bölümün faydalı olacağı görüşündeyiz.

Eğitimi, cinslerin tanımından daha önemli görmemizin başlıca sebebi, senelerden beri, yurtdışından getirilmiş av terbiyesi görmüş bröveli köpeklerin sahibinin kendileriyle diyalog kuramamasından ve eğitimleri doğrultusunda idare edememesinden bozulduğu, nice pedigri (safkan) yavruların burada doğru dürüst yetiştirilemediği, en azından istenileni veremediği görülmektedir. Diğer taraftan, görünüşü av köpeğini andırmaktan ileri gitmeyen, cinslikle alakası olmayan pek çok köpeğin de, kimine göre içinde olduğundan, kimine göre çok ava çıktığından, yüksek av randımanı verdiği de görülmektedir. Bu iki hususun doğruluğunun yanı sıra bir gerçek daha vardır ki o da, köpeğin iyi olmasının büyük kısmı da kısmete bırakıldığıdır. Fermacı bir cins olmasına rağmen ferma yapmazsa veya kısa durursa, avını sıkarsa, tüfekten korkarsa ve avda alır başını giderse kabahat hep köpeğin olur. İçinde yokmuş veya yaramaz denir geçilir. Ya köpek elden çıkartılır veya çok sevdiğimizden, hayatı boyunca tatlı bir bela olarak yanımızda yaşar.

Bu açıdan bakıldığında, bu sadık dostumuzu biz insanlardan çok daha akıllı bir sınıfa koymak gerekiyor. Hangimiz sırf içinde olduğu gerekçesiyle hiç bir şey öğretilmeden okuma yazma öğrenebilmiştir? Veya köpeğin kendine göre yaptığı işle tam bir karşılaştırma yapmak gerekirse, çok daha fazlasını, mesela bir uçak kullanmayı, okuma yazma bilmeden kimse öğretmeden kim becerebilmiştir? Sevgili dostumuz, sahibim diye kabullenmeye her zaman hazır olduğu insanın çıkarttığı birtakım seslerden onun ne istediğini anlayacak, yeteri kadar çabuk anlamazsa azar işitip dayak yiyecek, yerdeki bin bir koku arasından sahibim bu hayvanı bulmamı istiyor deyip bulacak veya haftalardır bağlı olduğu 1,5 metrelik zincirden kurtulmanın sevinciyle sizden uzaklaşıp gene siz istiyorsunuz diye av kaldırdığı zaman, saçmalarınızın oraya kadar gelemeyeceğini hesap edememek gibi fizik bilgisinin içinden gelmemesinden dolayı yine horlanıp dövülecektir. Ne acıdır ki, sinirlerine hâkim olamadıkları için sahibinden saçma yiyen, sahibinin istediğini kendiliğinden anlama dehasını göstermemiş pek çok köpek de av merasında, neşeyle geldiği av merasında ölüp gitmiştir. İnsan denilen varlıkların kendi aralarında bile anlama ve kavrama kapasiteleri o denli değişebilirken, köpekten istediklerimizi anlamasını beklemekte insaflı ve sabırlı olmak da bu vefakâr dosta karşı ufacık bir borçtur.

Eğitim dendiği zaman da bu, köpekle insan arasındaki diyalogun en iyi şekilde anlaşılabilir ve iki taraf arasındaki uyumu sağlayacak şekilde olması gerekmektedir. Bunun için de avcının önce kendisini eğitmesi gerekmektedir. Sinirlerine hâkim, sabırlı, eğer sinirleneceği bir şey varsa onun da kendi anlatma kabiliyetsizliğinden olduğunun bilincinde olan bir kimse için sevgili köpeğiyle eğitime başlarken, başarılı avların ilk adımı da atılmış olur.
Köpeğin eğitim öncesi devreleri ve eğitime hazırlığı sonradan alacağınız neticeyle doğru orantılı olup çok önemlidir. Bu sürede köpeğiniz öğrenmeyi öğrenecektir.
Köpeğini eğitmek isteyenler, öncelikle kendilerini buna hazırlamalıdır. Birlikte yaşadığınız, uzun yıllarınızı birlikte geçireceğiniz köpeğinizin, çok sevdiğiniz avınıza zevk veya cefa yapmasını şansa bırakmamak için onu eğitmeniz gerekir ve buna da önce kendinizin hazırlıklı olması lazımdır.


Alfa Olan Kim? (Patron Kim?)

Birçok kişi köpeğinin ısırmasından falan şikayet ediyor bende köpeğimi almadan önce araştırma yapmıştım ve çok faydalı bulduğum bir dokümanı paylaşayım.
Biraz uzun oldu ama dikkatle okuyun bence;
Sahipleri tarafından saldırgan diye sokağa atılan kopeklerin sorumlusu da sahipleri aslında doğru yetiştirmeyip kendi hatalarınızın bedelini onlar çekiyor. 15 dakikada İngilizceden çevirdiğim için anlaşılması zor olmamıştır inşallah Köpeği almanızın nedeni ne olursa olsun, liderlik mücadelesini siz kazanmalısınız. Evde lider olarak köpeğinizin doğru bir şekilde gelişmesini sağladığınızda ikiniz içinde daha keyifli bir hayat olacaktır. Köpekler hayvandır insan değiller. Doğaları nedeniyle sürüler halinde yaşarlar ve her sürünün bir lideri vardır bu lidere alfa denir alfa olan dominant olur ve sürünün diğer üyelerini liderlik yapar. Alfa bütün sürü için kararları verir. Genelde bir dişi ve bir erkek alfa olur ve sürünün en zayıf üyesine kadar hiyerarşi devam eder.
Eve aldığınız köpek sizi ve ailenizi sürüsü olarak görür. Alfa pozisyonunda olmanız sizin sorumluluğunuzdur. Eğer bunu beceremezseniz köpeğiniz doğal davranış olarak bu rolü üstlenir. Birçok kişi insanlar daha zeki olduğu için otomatik olarak sürü lideri olduklarını sanırlar. Peki köpekler bunu biliyor mu? Sürü lideri olmak demek iri yarı ve saldırgan olmak ve savaşmak değildir. Herkes sürü lideri olabilir. Bu bir davranış ve söz geçirmedir. Köpekler sürüdeki yerlerini 3 haftalıkken belirlemeye başlarlar ve büyüdükçe sürü lideri olmak için uğraşabilirler.
Peki, nasıl alfa olacaksınız? Vahşi hayatta yetişkinler çok erken olarak yavrulara kuralları öğretirler. Yavrunun kafa ve boynundan tutup istedikleri yere indirirler bu sayede yavru onlara saygı duyar ve yetişkin köpeklerin yanına gelirken hafif eğilerek kulaklarını arkaya atar, kuyruğunu yapıştırır, sallanarak yaklaşır ve yetişkin köpeğin burnunu yalar. Yavrular bunu korktukları için değil saygı ve ilgi gösterdikleri için yaparlar.
Alfa olun. Alfa olduğunuzda köpeğinizle olan ilişkiniz çok daha kuvvetli olacaktır sizi arayacak sizle olmak isteyecek ilginize ihtiyacı olacak ve size saygı duyacaktır.
Kendini size teslim etmesi için güvende duymalıdır bunu sağladıktan sonra tırnaklarının kesimi olsun tüylerinin taranması olsun hiçbir şeye sesini çıkarmayacaktır. Aşağıdaki çalışma sadece yavru köpekler için uygulanmalıdır dişlerini kullanmayı öğrenen bir köpek için değil. Yere oturun iki elinizle köpeği iki elinizle yüzü size dönük şekilde sağlam şekilde tutun. Aranızda bir kol uzaklık varken direk gözlerinin içine bakın kaçmaya çalışırsa kalın bir sesle hırlayın rahatlayana kadar onu tutun. 15 saniyeden 45 saniyeye değişik yerlerde bu çalışmayı çeşitlendirin
Yere oturun bebek sallıyor gibi köpeğinizi kucağınıza alın yüzü size dönük olarak bir eliniz ensesinde diğeri sırtında ve sırt tarafı biraz yüksekte tutun yine yukarıdaki gibi
bekletip o şekilde rahat durmasını sağlayın. Köpek çok büyükse yukarıdaki çalışmaları köpeğinizle aynı yöne bakar şekilde bacak aranıza alıp aynı yöne doğru dönükken ön ayaklarından tutup kaldırın ve yukarıdaki gibi bekletin.
Bakış Göz kontağı sürülerde çok önemlidir sadece alfa köpek diğerlerinin gözünün içine bakarak lider olduğunu hatırlatır. Köpeğinize direk göz kontağı kurduğunuzda alfa pozisyonunuzu belirlersiniz. Köpeğinizin göz kontağını birkaç saniye sürdürmesini sağlayın ve zorlamayın onun için zevkli bir tecrübe olmasını sağlayın. Kendini lider sanan köpeğinize bu şekilde bakmanız bir yarışa dönüşebilir dikkatli olun. Alfa köpek gözlerini kaçırmayacaktır gözünüzü kaçırmanız hatta kırpmanız bile kendi pozisyonunun alfa olduğunu sanmasını sağlayacaktır. Ayrıca alfa kopek uyandırılmak istemez kendi isteyince uyanır ve uyandırana hırlar. Kopeğinizin kendini alfa görüp görmediğini anlamanız için bir yolda onu serbest bırakmaktır sizden hiç uzaklaşmadan sizi takip ediyorsa sizi alfa olarak görmektedir. Çünkü doğada lider her zaman takip edilir. Disiplinde en önemli komut otur komutudur, otur komutunu her durumda kullanabilirsiniz bu köpeğinize kimin patron olduğunu anlatmak için çok iyi bir yöntemdir. Oyun oynamadan, yemek vermeden, dışarı gitmek için kapıdan çıkmadan önce oturtun. Bu köpeğinizin kendi zevki için yapılacak bir şey için önce sizi dinlemesini öğretecektir. İsteklerinizde ısrarcı ve sabırlı adil olduğunuzda köpeğiniz sizi lider olarak görecektir.
Köpeğinizin size hırlamasına ya da diş göstermesine asla izin vermeyin(oyun oynarken bile), eğer bunu yaparsa kızıp boynundaki deriden tutup gözlerine bakıp çok sert olmadan sallayın ve bunun takibinde 15 dakika hiç ilgi göstermeyin.
Eğer köpeğinizin size hırlaması diş göstermesi sizi çok korkutuyorsa profesyonel yardım alınız. Ailesini tehdit eden hırlayan bir köpek çok kolay şekilde ısıran ve yaralayan bir köpeğe dönüşebilir.
Kesinlikle patronun siz olduğunuzu hissettirin patronluk için mücadele şansı vermeyin. Birçok köpek sahibini test edecektir.

Yeni Doğan Yavru Köpeklerin Eğitimi (İlk 9 Hafta)

Giriş:
Son yıllarda yavru köpeklerin eğitimi ve gelişimini test etmek amacıyla pek çok test ve metot geliştirilmiştir. Bu metotların pek çoğu Clarence Pffafenberger’in Köpek Davranışında Yeni Yaklaşımlar isimli kitabı ile son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar temelinde geliştirilmişlerdir. Yavru köpeklerin durumunu belirleyecek bazı modifikasyonlar ile birlikte bu testler ile köpeklerin ileride ne kadar verimli olabilecekleri saptanmaya çalışılmıştır. Tüm bu metotlar 20 yıllık bir gelişim ve mükemmelleşme sürecinden geçmiş ve bugünkü halini almıştır.
Sıçanlar, fareler ve köpekler üzerinde yapılan deneylerle biliyoruz ki yeni doğan yavruların ( hatta anne karnındakilerin) öğrenme kabiliyetleri vardır ve bazı noktalar öğretilebilir. Doğumdan sonraki 21. günde yavruların tüm duyuları açıktır, en son duyma duyusu gelişir. 16 haftalık yaşta ise artık köpeğin temel kişiliği belirginleşmeye ve dışarıdan gözlemlenmeye başlar.
Bu tarz eğitim ve öğrenme metotlarını anne ve babaları tüm sınavlardan geçmiş, ırkına ait özellikleri taşıyan yavrular üzerinde kolaylıkla ve güvenle uygulayabilirsiniz.

Amaç:
Buradaki amacımız her yavrunun öğrenme kabiliyeti, ilgi alanları ve doğal içgüdülerini uyararak yavrunun içindeki potansiyeli maksimum derecede ortaya çıkarmasını sağlamaktır. Bu yazıdaki test ve alıştırmaları uygularken yavrularda arkadaşlık, cesaret, mutluluk, merak ve zekâsını geliştirmeyi hedeflemekteyiz.

Metotlar:
Biz burada köpeklerdeki duyular ilk gelişmeye başladığı anda onları uyararak geliştirmeyi hedeflemekteyiz ve bu dönemi bunun için 4 Kritik döneme ayırmaktayız
1) 1-19 günler arası, yavru sıcaklığa, yemeğe, masaja ve uykuya ihtiyaç duyar
2) 20-49 günler arası, yeni doğan yavrular oyun oynamayı, sınırları ve baskınlığı öğrenirler
3) 50-84 günler arası (7-12 haftalık) yavrular bağımsızlığı, insanlarla ve diğer hayvanlarla iletişim kurmayı ve korkmayı öğrenirler
4) 12-16 haftalık yaşta yavrular kendilerine güvenmeyi, evden ayrılmayı, itaat etmeyi ve oyun ile iş arasındaki farkı öğrenirler.

ÇEŞİTLİ DUYULARI UYARMAK AMAÇLI BAZI FİKİRLER:
Koku: Sahibin eli, portakal kabuğu, oje, kuş tüyleri, ekmek, et, kedi tüyü ve havuç gibi nesneler.
Dokunma: Soğuk metaller, tavalar, buz küpleri, tüylü kıyafetler, pamuklu çarşaflar, tuğla yüzeyi, gazete kâğıdı, çeşitli plastikler, TV ekranı, metal döşemeler
Duyma: Elleri çırpma, duvar veya kapıya aniden vurma, tava vb bir maddeyi yere aniden atma, radyo, çeşitli sesle (alçak-yüksek karışık), çan, kuş, saat, elektrikli süpürge.
Titreşim: Elektrikli süpürge, saat, mikser ve saç kurutma makinesi

Görme: İnsanlar, diğer hayvanlar,TV, oyuncaklar, arabalar, ağaçlar, düşünebileceğiniz her şey
Tat Alma: 21. günden sonra başlayın. Aklınıza gelecek her şeyi köpeğe tattırtarak gelişimine yardımcı olun.

Günlük Test ve Eğitim Programı
GÜNLÜK YAPILACAKLAR
1.Her yavruyu elinize alıp iyice inceleyin, çeşitli pozisyonlarda elinizde tutun
2.İlk gün yapılanları tekrar edin, ayrıca uyarıcı olarak 4-5 saniye dokunun
3.İkinci günü tekrar edin ve tırnak bakımı yapın ve koku ile uyarın.
4.Çeşitli pozisyonlarda elinize alın, koku ve dokunmayı uyarın, her yavruyu metal bir tavanın içine koyup her yavrunun oradan çıkıp kendi yerine ne kadar sürede döneceğine bakın.
5.Dördüncü günkü alıştırmaları tekrarlayın ve titreşim uyarımı yapın.
6.Beşinci günü tekrar edin
7.Beşinci günü tekrar edin, tırnak bakımı yapın.
8-10.Beşinci günü tekrar edin
11.Beşinci günü tekrar edip, tırnak bakımı yapın, gözler açıldı ise görmeyi uyarın
12.Beşinci günü tekrar edin, ayrıca yavruyu bokstan çıkararak bir kalemi takip edeceği şekilde bir oyun tasarlayarak görmesini uyarın.
13-14.Yukarıdaki tüm egzersizleri tekrarlayın, günde en az 15 dakika ayırarak 3 kez yavruyla birlikte kalemle oynayın ayrıca yavaş-yavaş kalemle oynamasına izin verin.
15.Tırnak bakımı yapın ve her yavru ile 5-15 dakika ilgilenin
16-19.Yukarıdakilere devam edin ve daha çok oyuncak, kedi, insan ve ses kullanın.
20.Duyma egzersizlerine başlayın,belki hizanızdan yere cisimler bırakın, radyoyu açık bırakın 21.(Duydukları ilk gün) Oyuncakları ilgilerini çekecek şekilde önlerine koyun ve daha sonra ulaşabilecekleri yüksekliklere kaldırın. Tüm yavrularla grup olarak ve tek-tek oynayın, çokça gürültü, gülme, ele alma hareketleri yapın. İlk banyo ve yine tırnak bakımı, ayrıca yavrulara gıda vermeye başlayabilirsiniz.
22-49.Günlük oyunlar, ısırmamayı öğrenme, seslerden korkabilir problem değil. Katı gıdalar verilebilir. Haftada iki kez tırnak bakımı yapılır, havuz ile tanıştırılırlar ama suya girmeleri için zorlamayın, kendi istekleri ile girerlerse çok iyi olur ancak girmezlerse rahat bırakın. Bu yaşlarda zorla suya sokmak bir köpeği sudan korkutmak için en sık yapılan hatadır. Kulak-göz-ağız gibi bölgelerini incelemenizi öğretin, buna alışsınlar.
49.Gece eğitimlerine başlayın, anneden ve kardeşlerinden ayırın, ev dışında gezinmeye alıştırın, tuvalet eğitimine başlayın, sütten kesin oyun zamanı haricinde tasma ile gezmeye alıştırın, arabaya bindirin, ayrıca yemeğini verip önünden alarak itaat eğitimini yapın
63.Artık yavaş-yavaş kuşları arama ve bulma eğitimine başlayın. Ayrıca itaat, merak ve eğlenceli bir sürü aktivite içinde yer alın. Bu yaşlarda kuşu kovalama belki de en severek oynayacağı oyundur


GENEL BİLGİLER
Yavrular ne kadar çok ilgi görürlerse o kadar çok öğrenirler. Mümkün oldukça çok onlarla konuşun, her şeyi ismi ile söyleyin. Bir yavru ile ilgilenirken asla sabırsız olmayın, sık sık tekrarlayın, anneleri gidi davranın ve her şeyi eğlenceli hale getirin. Suda yüzen oyuncaklar kullanarak yavrunun suya girmesini teşvik edin.
Dokuz haftalık olunca saklama-bulma oyunlarına ağırlık vererek aranızdaki bağı güçlendirin, sizi bulması ödülü olsun ve ayrıca bu takip ve arama eğitimine geçişte yardımcı olur. Ayrıca arama sırasında korku oluşması ve bilmediği durumlardan çekinmesinin önüne geçersiniz bu oyunlarla. Sizi bulduğu zaman ne kadar başarılı ve iyi bir iş yaptığını ona hissettirin, sevin ve ödüllendirin.
Marketlerde satılan oyuncaklar ile zekâsını geliştirmesine ve problem çözme yeteneğinin gelişmesine yardımcı olun. Her yavruya ayrı bir önem ve zaman ayırın
Kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin. 6 aylık olduğunda en azından 50 kelimenin anlamını biliyor olmalıdır.
Kararlı olun ve yavrunuzu olmasını istediğiniz yetişkin gibi eğitin!
Grace L. Blair,M.D
Çeviren: Dr. Serhat TORUN,DVM,PhD


Yavru Av Köpeğinin İlk Eğitimi

Köpek eğitimi konusunda farklı kişilerin farklı görüşleri var. Bazıları eğitime erken başlamanın gerekli olduğunu düşünürken bazıları da köpeğin kendine gelmesinin beklenmesini savunmaktadır. Örneğin, köpeklerimin anne ve babasının geldiği yer olan Upperwood Kennel’in sahiplerinden olan Dom Goutorbe eğitime 8 aydan önce başlamadığını belirtiyor ve bu çağdan önce verilecek eğitimin yarardan çok zarar getireceğini söylüyor.

Bunu söylerken belki kendince haklı çünkü o çağdan sonra eğitime başladığında av kuşu bulamama diye bir sorunu yok. Kendisi aynı zamanda av rehberi olduğu için yılda iki kez avlakları gezme kuş sayısı hakkında döküm tutma zorunluluğu var. Bu geziler sırasında hem kuş sayılarını belirtiyor hem de köpeklerin eğitimini tamamlıyor. Bu geziler Mart ayında ve Temmuz ayında olmak üzere iki kez belli bir sürede yapılıyor.
Ancak aynı durumda olmayan (olamayan) bizler için durum tam tersi. Bizim ilerde iyi av yapabilmek için köpeklerimizi mevsim başlayana kadar eğitmek ya da en azından yavruda bir kıvılcım oluşturmak zorundayız. Amerikalı ünlü eğitici Larry Mueller de bizim gibi düşünenlerden. O, eğitimin mümkün olduğunca erken başlatılmasının gerekli olduğunu düşünüyor. Mueller yavru köpeğin 12 aylık bir köpeğe oranla 3 kez daha iyi ve çabuk öğrenme yeteneğine sahip olduğunu söylüyor. Ne dersiniz oldukça önemli bir fark değil mi? fareler, insanlar ve köpekler aynı tür beyin yapısına sahipler. Biz insanlar yaklaşık 3 trilyon beyin hücresi ile doğuyoruz. Bu hücreler de çocuk büyüyüp geliştikçe ve öğrendikçe karmaşık devreler oluşturuyor. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok karmaşık yapı oluşuyor ve bu da çocukların niçin yetişkinlerden daha iyi ve çabuk dil öğrendiğini açıklıyor.
Aynı durum köpekler için de söz konusu; bir köpek sahibi ya da eğiticisiyle ne kadar erken iletişime geçerse beyni o kadar iyi gelişiyor. Evde kendi başına olan, ailesinin ilgilenmediği bir çocukla evde ilgilenilen, sorduğu sorulara yanıt verilen, arkadaşlarıyla oyun oynayan çocuğu kıyaslayın. Hangisinin başarılı bir birey olma şansı daha fazla? Tabi ki ikincisinin. Ama ne yazık ki aynı durumun tersi de söz konusu. İster çocuk olsun ister yavru köpek, ilgilenilmez, oyun oynanmaz, beynini geliştirici aktivitelere yöneltilmezse daha önce sözünü ettiğimiz beyin devreleri gelişmez. Eğer belli bir yaşa kadar bu devreler geliştirilmez ise bu devreden sonra da hiç gelişmez. Köpeğin genleri ne kadar iyi olursa olsun ilk ava götürüleceği zamana kadar yerinde bağlı tutulur ve hiç ilgilenilmezse o köpekten verim beklemek de yanlış olur. Çünkü biz bu durumda vücut itibariyle büyük ama beyin olarak daha enik köpekle ava gitmiş oluruz.

Bizim avcılarımızın yaptığı bir yanlış var; hem yavruyla ilgilenmezler hem de av sezonu açılıp ava gidildiğinde köpek bir varlık gösteremediği zaman sinirlenir ve yediği önünde yemediği ardında, daha nasıl bakayım? Derler. Köpeğin yemeğini vermek, altını temizlemek köpek bakmak değildir bence. Yavruyla daha geldiği ilk günden itibaren ilgilenilmeli, vakit buldukça oynamalı ve yavrunun av güdülerini geliştirici faaliyetler yapmalıyız. Belgesellerde izliyoruz vahşi hayvanların yavrularını nasıl eğittiğini. Anne yavrularıyla oynuyor, kuyruğunu sağa sola sürekli sallayarak, yavruların ilgisini çekerek yakalamalarını sağlamaya çalışıyor. İşte bizim de av köpeklerimizi eğitirken vahşi hayvanları göz önüne almamız gerekiyor. Önce kendimize alıştırmalı, daha sonra da küçük-küçük oyun şeklinde eğitime başlamalıyız. Daha önceki sayılarda sözünü ettiğimiz eğitim oltasıyla işe başlamalı, günde birkaç kere eğitim oltasıyla eğitim yaptırmalı kesinlikle yavrunun oltanın ucundaki nesneyi yakalamasına izin verilmemelidir. Yemek sırasında ise yavruyu tutmalı, bir komut eşliğinde bekletmeli ve daha sonra yine komutla yemeği yemesine izin verilmelidir. Tüm bu eğitimler sırasında ise kesinlikle sert olunmamalıdır. Bu aşamada yapılacak her hangi bir sert davranış köpeği olumsuz yönde etkileyebilir.
Ben 13 yaşından beri av köpeği besleyen ve kendince eğitmeye başlayan biri olarak bugüne kadar safkan ya da safkan olmayan köpekler yetiştirdim. Öğrencilik yıllarımda ailemden çok azar işittim:”Derslerine çalış, köpek senin karnını doyurmaz.”diye. Evlendikten sonra da eşim “Sen köpeklerini benden çok seviyorsun.”demeye başladı. “Onlara vakit ayırdığın kadar bana vakit ayırmıyorsun.” diye hala sızlanır. Tüm söylenenleri kulak arkası edip ben yine de işime baktım ve bakmaya da devam ediyorum. Peki, kazancım ne oldu? Kazancım, beni tanıyanlar bilirler, elimdeki köpeklerin safkan olsa da olmasa da -bir istisna hariç- çok erken yaşlarda ava başlamaları oldu. Bir avcı için avın ilk günü ferma veren, arayan ve içinde av hırsı olan bir köpekle avlanmak kadar zevkli bir şey olabilir mi? böyle bir durumu da ilk başlarda kendimce doğru bildiğim şekilde, daha sonraları da okuduklarım ve izlediklerimle başarmaya çalıştım. Daha çok vaktim olsa çok daha iyi eğitebileceğime inanıyorum. Vaktim olmamasına rağmen her sabah 6.30?da kalkar en az 45 dakika gezdirir ve eğitirim, akşam da yemek sonrası mutlaka çıkarır, onlarla oynar, bir iki eğitim tekrarı yaparım. Bunların faydasını da her zaman görürüm.
a_a1933 Offline
#2 Gönderildi : 30 Mart 2013 Cumartesi 17:17:10(UTC)
a_a1933

Sıralama: Newbie

Gruplar: Registered
Katılan: 30.03.2013(UTC)
Mesajlar: 0

Av Köpeklerinde Yön, Mesafe, Kontrol Eğitimi

Köpek terbiyesinde hiçbir kısım diğerinden ayrı değildir. Olayı bir bütün olarak düşünmek gerekir. Neticesinde de köpeğinizle birlikte zevkle yapacağınız avlarınız yer alacaktır. Bahçenizdeki eğitiminiz bir yandan devam ederken, arazide de çalışmalar başlamalıdır.
Eğitimin bu safhasında birçok köpek bozulmuştur. Onun için bu bölüme adım, adım dedik. Elde etmek istediğimiz, eğitimi tamamlandığında, kontrolümüzde olan, iyi av yapan bir av köpeğidir. Eğer köpeğiniz size yakın mesafede dolaşıyorsa, o zaman eğitim için harcayacağınız zaman da kısalacaktır. Arazinin öbür ucunda koşturan köpeğinizin hatalarını da o mesafeden düzeltemeyeceğiniz muhakkaktır. Ayrıca hayvanın kendisi için değil sizin için avlandığını da bilmesi lazımdır.
Birçok eğitim sisteminde genç köpeğin hevesi kırılmasın diye istediği kadar koşmasına izin verilir, sonradan üzerinde kontrol oluşturulmaya çalışılır. Bizim sistemimizde ise tam tersi uygulanmaktadır. Köpeğiniz sizin devamlı kontrolünüzde ve yakınınızda olacaktır. Böylelikle ne yaptığını gözleyebilecek ve müdahale edebileceksiniz.
İlk yıl devamlı olarak yakın avlanacak ve sizin ondan ne istediğinizi öğrenecek. Bundan sonra mesafesini de artırabilecektir. Yakın dolaşmaya alışmış bir köpeğin mesafesini uzatmak, istediği kadar uzağa gitmeye alışmış bir köpeği yakın dolaşmaya alıştırmaktan çok daha kolaydır.
Her zaman söylediğimiz gibi, önce köpeğinize ne istediğinizi iyice anlatmanız gerekmektedir. Bunu yapabilmeniz için de size yakın dolaşmalıdır. Islık veya düdük çaldığınızda yanınıza gelmenin şart olduğunu bilmelidir. Daha hayvanın küçüklüğünde buna alışması, tabii olarak dolaşırken sizden uzaklaşmamak gibi bir huy edinmesine mani olacaktır. Biraz sebatkâr olup işi sıkı tutarsanız, uzaklaşamayacağını öğrenecek, dolaşırken devamlı bir yandan sizi gözleyecektir.
Bu derste ilk önce yavrunuza avda yerinin sizin önünüzde dolaşmak olduğunu öğreteceğiz. Çok genç yaşından itibaren dolaşmaya çıkartırsanız, o da size yakın dolaşmada büyük bir istek gösterecektir.
İkinci olarak da arazide avlanmasını öğreteceğiz. Geliştikçe ve büyüdükçe süratlenecek ve sizin yakınınızda olmaya ihtiyaç duymasına rağmen, biraz daha uzaklaşmaya başladığında nasıl dolaşacağını göstereceğiz. Sonra da köpeğiniz bütün talimatlarınızı el işaretinizden anlamayı öğrenecek. Erken başlayan bir eğitimle, öğrenmesi gerekenleri öğretmiş olacak, öğrenmemesi gerekenlere de mani olmuş olacaksınız. Hayvan zorlanmadan, kötü huylar edinmeden öğrenmiş olacaktır.




ÖNCE ARAZİDEKİ YERİNİ BİLMESİ GEREK

Köpeğinizi çok küçükken araziye çıkardığınızda ayağınızın dibinde arkanızdan gelecektir. Yürürken topuklarınızı biraz kaldırın ve çenesine çarpın. Böylelikle arada mesafe bırakacaktır. Bundan sonra da önünüzde yürütmeye çalışın. Ne zaman arkanıza geçerse, siz de geri dönün. O hep önde olsun.

DOLAŞIRKEN ZİKZAK ÇİZDİRİN

Kısa bir süre içinde köpeğiniz önünüzde gitmeye alışmıştır. Yalnız daha sizden uzaklaşmayı gözü yememektedir. Siz nereye giderseniz o da oraya gelecektir. Yalnız hayvan artık daha çabuk hareket etmeye başladığından siz de hızlı hareket ederek devamlı yön değiştirerek yürüyün. Her yöne değiştirdiğinizde de gittiğiniz tarafı elinizle işaret edin. İcap ederse ıslık çalarak da hayvanın dikkatini çekin. Sizin avda köpeğinizin bütün araziyi zikzak çizerek aramasını istediğiniz şekilde kendiniz yürüyerek ve her dönüşünüzde hayvana da işaret ederek bunu tekrarlayın. Ancak her gün aynı yere giderseniz bu yeri köpeğiniz de tanıyacak ve keyfi olarak dolaşmaya başlayacaktır. Her gün değişik tanımadığı bir tarafa giderseniz, henüz sizden ayrılmaya cesaret edemediğinden sizinle birlikte yön değiştirecektir.
Bir müddet sonra sizin yanınıza gelip durduğu veya yavaşladığı zaman, yeni bir emirle tanıştırın, HAYDİ. Bu emirle birlikte yürümekte olduğunuz yönü işaret ederek daha hızlı yürümeye devam edin. Bir hafta kadar bir zamanda her gün tekrarla el işaretleriyle yön tayinini ve duraladığında HAYDİ emriyle gösterdiğiniz yöne devam etmeyi öğrenecektir.
Kendi zikzaklarınızı gittikçe azaltın ve köpeğe yalnız el işaret edin. Sonunda siz düz yürürken yalnız el hareketlerinize itaat edecektir. Köpeğiniz arazide dolaşırken aniden dikkatini çekerek başka istikamete göndermek isteyebilirsiniz. Bu durumda kısa ve sert bir düdük çalın. Size döndüğü anda da OTUR diye bağırın. O anda bütün dikkati sizdedir. Derhal gitmesini istediğiniz yönü işaret ederek HAYDİ emrini verin. Bunu birkaç kere yaptığınızda, kısa sert bir düdüğün GEL demek olmadığını ve dikkat demek olduğunu anlayacaktır. Bu durumda artık oturtmanıza da gerek kalmayacaktır. Size döndüğü anda işaretle yönünü değiştirebilirsiniz.

KÖPEĞİNİZİ UZAK MESAFEDE ARATMAK

Köpeğinizin el işaretlerine itaat etmesini öğrenme kısmına girdiği için uzağa göndererek aratmayı da burada anlatıyoruz. Fakat tavsiyemiz, bir av sezonu size yakın araması ve hatalarına anında müdahale etme imkânınızın sağlanmasıdır. İstediğiniz hale geldikten ve emirlerinize tam itaat eder bir terbiye aldıktan sonra ertesi sene uzağa göndermeyi öğretebilirsiniz.
Bunun için size doğru geldiği bir sırada üstüne doğru koşarak ve elinizle de uzağa bir şey atarmışçasına GİT veya KOŞ diye bağırmalısınız. Anlamazsa bir avuç dolusu küçük çakıl taşları veya toprak parçalarını üstüne doğru savurmak ve üstüne doğru koşmak ona derdinizi kısa zamanda anlatacaktır.


HER ZAMAN DÜDÜK KULLANIN

Köpeğinizi düdüğe alıştırın. Bu hem sizi bağırmaktan kurtarır, hem de çok daha uzaktan duyulur. İki veya üç kısa çalışın, GEL demek olduğunu öğretmelisiniz. Derhal itaat edebileceği gibi bazen biraz daha yavaştan da alabilir olayı. Fakat gelirse azarlamayın ve dövmeyin. Zira kendisi geldiğinde dayak veya azar, onun için emrinizi dinlemesine rağmen ceza yerine geçecektir. Çağırdığınızda gelmezse, siz onun yanına gidin. Kovalamayın o takdirde kaçar. Yanına gittiğinizde, kayışıyla birkaç defa canı acıyacak kuvvetle vurun ve GİT emriyle yanınızdan gönderin. Sonra düdükle tekrar çağırın. Gelmezse aynı şeyi tekrarlayın. Sonunda gelecektir. O zaman, büyük bir sevgi ile karşılayın ve ne kadar iyi bir iş yaptığını anlatın.
Bir diğer yol da, çağırdığınızda gelmezse otların arasına saklanın. Bir müddet sonra sizi aramaya başlayacak ve sonunda bulacaktır. O zaman onun yapacağı tezahürata hiç yüz vermeyin. Sakinleştikten sonra yanınızdan gönderin ve tekrar çağırın. Bu eğitimlerin tekrarıyla köpeğiniz de doğruyu ve yanlışı öğrenecek, itaat edecektir.
Küçük yaşta başlayan devamlı eğitim, köpeğinizin kötü huylar edinmesine mani olacak, devamlı kontrolde olması neticesinde istediğiniz gibi söz dinleyen başına buyruk olmayan bir köpek sahibi olmanızı sağlayacaktır.

























Kuş Köpeklerinde Çapraz Arama ve Ferma Eğitimi

Av arama sırasında kuş köpeği komuta dinlemeli ve araziyi sağlı sollu düzgün bir şekilde aramalı. Bu bir yandan avlak düzgün aranmasını öbür taraftan da diğer avcıların köpeklerini rahatsız etmemesini sağlayacaktır.
Düz avlakta arama etap-etap ve akıllıca komuta altında yapılmalı. Köpek koku
aldığında hiç bir zaman durdurulmamalı ama devamlı rüzgara karşı dönüp koku almaya çalışırsa yanımıza çağırmalıyız. Ormanda köpek düzgün aramıyor gözükse de iyi eğitim aldıysa her tarafı arayıp tarayıp her çalının altına bakacaktır. İş yapan köpeği uyarmak için onun arama mesafesini ve hızını kısıtlamamız gerekmiyor koşarak da avını arayabilir ama bunun için köpek her zaman sahibinin dediklerini yerine getirmeli, git dur sağı solu elle işaret ettikten sonra aramalı.

Çapraz Arama

İlk önce köpeği rüzgara karşı yatık vaziyette bekletin, bu vaziyette uçarın rüzgar sayesinde ne tarafta olduğunu belirleyecektir. Boynundan kayışı aldıktan sonra yatar vaziyette kalması gerekiyor sağ yöne gitmesini isterseniz iki adım o tarafa doğru atın ve elle işaret ederek hadi komutasını verin. Sizin öğrenciniz o tarafa doğru koşması gerekiyor gerekli mesafeye ulaşınca iki kere ıslık çalın ve onu yanınıza çağırın. Köpek döndüğünde sizi sol elinizi kaldırdığınızı ve diğer tarafı gösterdiğinizi
görecektir onu cesaretlendirip o tarafı araması için ona komuta verin. Böylelikle dostunuz ilk çapraz koşusunu yapmış olacak. Sol tarafa da yeterince gittiğini düşündüğünüzde tekrar onu durdurup sağ elinizle diğer tarafı göstererek o tarafa yönlendirin. Birkaç zaman sonra köpeğiniz sizin gösterdiğiniz yönlere gidecektir daha sona kendi aramayı öğrendiğinde elle göstermenize de gerek kalmayacaktır. Zaman zaman köpeğiniz ikilemde kalabilir o zaman onu sağa ve ya sola adım atarak ve elle yol göstererek cesaretlendirin ve yönlendirin.
Bu eğitim şekli 100% sonuç veren bir yöntemdir. Bu eğitimi hep aynı avlakta tekrarlanmalı alışana kadar, bunun yanında aport da öğretmeli ama fermayı öğrenmeye başladıktan sonra değişik sahaya da götürmeli.




Ferma

Şimdi fermaya odaklanalım. Bütün kuşçu köpeklerde içgüdüsel olarak ferma yapma
kabiliyeti vardır, bunun için fazla eğitime gerek yoktur ama aport aldıktan sonra
bazı hareketleri kontrol edebilmeliyiz. Uçarın dayanılmaz kokusunu alınca sahibinden komuta almadan avı kaldırmamalı. Köpeğiniz ferma yapacak olgunluğa eriştikten sonra yapacağınız iki şey var:

1.Seçenek- Köpeği avlağa bırakıp kuşu bulana kadar koşup durmak, bulduktan sonra da onu uçurup arkasından koşmak. Bu seçenekte 10′da 8′i başarısız olacaktır ve köpek sadece yorulacaktır.
2.Seçenek-Bunda çiftlikte yetiştirilmiş ama iyi uçabilen bir kekliğin ayaklarına
bir ağırlık bağlayarak fazla uzaklaşmasını önleriz. Önlem olarak köpeğimizi her ihtimale karşı uzayabilen bir iple bağlarız.
Kekliği düzlüğe bırakıyoruz, köpeğin görmeyeceği bir şekilde ama nerde olduğunu biz bilmeliyiz ki köpeği bıraktığımızda onu oraya doğru yönlendirebilelim onu araması için, köpeği rüzgara karşı yönlendirmeliyiz ve dostumuzun hareketlerini gözlemeliyiz bir anda köpeğin hareketleri tamamıyla değişecektir. Bu demektir ki köpek kokuyu almıştır ve kekliğe doğru yönelecektir onu kaldırmak için, tam o anda ipi çekip onu durdurup yanına yaklaşmalısınız onu okşayın sakin konuşarak ve 4-5 metreden fazla yaklaşmasına izin vermeyin. Bir anda keklik uçacaktır köpeğiniz zıplayacaktır ama ipinden bırakmayın ve yat komutasını verin ondan sonra onu yine okşayın sakin konuşun ve kekliğin kalktığı yeri koklamasına izin vermeyin. 1.gün için bu ders yeterlidir eve toplanabilirsiniz.
Bir kaç sefer bu dersi tekrarladıktan sonra göreceksiniz ki köpeğiniz avın kokusunu aldıktan sonra hareketsiz kalacaktır. O andan itibaren kayıştaki bağlı olan uzayabilen ipi gevşetip yanına yaklaşabilirsiniz. Birkaç dakika sonra bir iki adım ileri gitmesini söyleyebilirsiniz bunu yaparken kafasından hafifçe ileri doğru itersiniz köpeğiniz yavaş yavaş ilerleyecektir kuş da o anda uçacaktır. Yat komutasını iyi öğrettiyseniz kuş uçar uçmaz yat komutasını verirsiniz ve köpeğiniz orada kalır. Ondan sonra köpeğiniz kekliği kıpırdamadan bir yerde bekletecek ve kendi de kıpırdamayacak komutu verdiğinizde atağa geçecek ve kekliğin uçtuğunda yere yatacak keklik 200m kadar
uzaklaştığında havalı tabancayla ateş edeceksiniz ki silah atışına alışsın.
Ateş edildiğinde kekliğin arkasından koşarsa onu durdurup cezalandırmalısınız hafifçe kulağını çekerek, ona darılarak ve bu hareketinden memnun olmadığınızı göstererek.
Sabırlı olun ve her yaptığı hatada ona darılın. Büyüdükten sonra çok güzel
komuta dinleyecektir siz buna her yaptığı yanlış hareketi düzeltirseniz bu dersi onlarca gerekirse 20′den fazla tekrarlamanız gerekiyor ki alışsın. Bir zaman gelecek ki dostunuzun eğitimi bitecek ve çok güzel iş yapan bir kuşçu olacaktır. Kaldı ki av esnasında da aynı ciddiyetle köpeğinizi takip etmelisiniz.
Av Köpeklerinde Aport Eğitimi

Şunu unutmamak gerekir ki, iyi aport etmeyen (vurulan avı bulup getirmeyen) bir köpekle av, yarım kalmış bir avdır. Köpeğinizin av araması ve ferması ne kadar iyi olursa olsun eğer aportu yoksa veya zayıfsa avınızı kaybedebilirsiniz. Veya avı sıkıyorsa elinize kıyma olmuş bir kuş geçtiğinde netice çok da değişik değildir. Bunun için aport eğitimi de diğer bütün eğitimler kadar önemlidir. Köpeğinizle daha küçük yaşta bile oynarken ağzındaki bir şeyi katiyen çekiştirerek almayın veya bunun oyununu oynamayın. Sert ağızlı olmasına ve avı çiğnemesine sebep olursunuz. Sıkmamaya alışması için en iyi yol, sert kıllı bir tahta fırçasını taşıtmak, onunla oynatmaktır. Fırçayla oynarken getirmesi için attığınız zaman, fırçayı ağzına aldığında ondan biraz kaçarak ağzında fırçayla sizi kovalamasını sağlamaya çalışın. Durduğunuz zaman da yanınıza çağırın. Gelince BIRAK emrini vererek fırçayı elinize bıraktırın. Eğer bırakmazsa, kulağını kaldırıp içine üfleyin, burnuna üfleyin veya alt çene dudaklarını dişleri üzerine bastırarak sıkın ve devamlı BIRAK deyin. Fırçayı zorla ağzından çekmeyin. Yanınıza gelmediği takdirde katiyen kovalamayın. Kesin emirle yanınıza çağırın veya oyunu bırakın. Biraz sonra tekrar edin. Kısa birkaç denemeyle köpeğinizin aport işini yapıp yapmayacağı belli olur. Eğer attığınızı getirmeye hiç niyetli görünmüyorsa o zaman zorlayıcı iki metot vardır.
Bu iki yoldan birincisi köpeğe biraz daha şans veren daha yumuşak bir yoldur. Yalnız bunda sizin biraz daha sabırlı olmanız gerekmektedir. Köpeğin alt dudaklarını dişlerine bastırarak ağzını açıncaya kadar sıkın. Bir yandan da devamlı APORT diye emri tekrar edin. Ağzını açınca fırça veya tahta parçasını ağzına koyup, elinizle de ağzından atamayacağı şekilde iki çenesini tutun. Aynı zamanda da okşayın. Bunu belki yüz defa tekrar etmeniz gerekebilir. Daha sonları elinizle ağzını tutmadan da ağzındakini bırakmayacaktır. O zaman tahtayı ona doğru uzatıp, APORT emrini tekrar edin. Uzanıp alınca okşayın. Yavaş-yavaş mesafeyi açın. Daha sonra da bir kaç metre ileri atıp kendinize getirtin. Eğer bu metotla başarı sağlanamazsa o zaman, iyice zor kullanmak gerekecektir.
Köpeğinizin boynuna bir sıkma zincir tasması (eğitim tasması) takın ve boğazını iyice sıkacak şekilde kaldırın. Bir müddet sonra nefes alamadığı için ağzını açacaktır. O zaman bir yandan APORT diyerek, bir yandan da ağzına fırça veya tahtayı verin. Aynı anda zinciri gevşetin ve elinizle iki çenesini tahtayı atamayacağı şekilde tutun. Okşamayı ve yumuşak sözler söylemeyi ihmal etmeyin. Çok acımasız bir metot gibi görünmesine rağmen iki gün içinde neticeye varacaksınız. Tahtayı yere bıraktığınızda, APORT dediğiniz zaman eğilip almıyorsa o zaman, tekrar sıkma zincirini takın ve kayışını da zincire takın. Kayışı ayağınızın altından geçirerek APORT diyerek kuvvetli olarak çekin. Hayvanın başı zorlanacak ve ister istemez eğilerek tahtayı ağzına alacaktır. En kötü ihtimalle, bu metotla bir hafta içinde APORT ettirmeyi başarmış olacaksınız.
Köpeğiniz için bu tatsız olay çok kısa bir zamanda çok zevk duyduğu bir iş haline gelecektir. Artık tahta veya fırçayı o farkında değilken, daha önce öğrettiğiniz el işaretleriyle hayvanı yönlendirerek aratabilir, buldurabilirsiniz. Büyük bir zevkle size getirecektir.
Ava başladığı zaman kuşu sıkarsa, hiçbir zaman dövmeyin. Bütün öğrettiklerinizi bir anda silebilirsiniz. Sert fırça en iyi öğreticidir.


Av Köpeğinin Silahtan Korkmamasını Sağlamak

Köpeklerde silah korkusu iki şekilde gelişir. Ya genetiktir, ya da sonradan yanlış uygulama yüzünden köpek silahtan korkmuştur veya kritik dönem dediğimiz ilk 4 ayı içersinde silah sesiyle tanıştırılmamıştır. Genetik silah korkusu kalıtımsal olarak yavrulara geçer bu tür silah korkusu olan köpekler kısırlaştırılır ve üretimden çıkarılır.
Köpek silah sesine kritik dönem dediğimiz ilk 4 ayı içersinde alıştırılmalıdır. Yavrunun yanında onu ürkütmeyecek şekilde tenekeye vurma, el çırpma gibi ani seslere alıştırılır, genellikle bu yemek verirken yemeğe çağırmak şeklinde yapılır.
Silah korkusu köpek de iki şekilde görülür. Köpek ya silah sesine duyarlı olur, ya da silah sesinden korkar. Silah sesine duyarlı köpekler silah atıldığında yaptıkları işi bırakırlar, kuyruklarını bacaklarının arasına alır, kulaklarını kısar ve yavaş hareketlerde bulunurlar, ya da donup kalırlar. Silah sesinden korkan köpek ise silah atıldığında koşarak kaçar gider, ya da bir yere girip saklanmak ister. İster silah sesine duyarlı köpek olsun, ister silah sesinden korkan köpek ikisi ile de av yapmak mümkün değildir. Bu köpeklerin korkuları geçirilmelidir.
Silah sesinden korkan köpek silah sesine yavaş-yavaş kademeli olarak alıştırılmalıdır. Buna sistematik duyarsızlaştırma denilir. Köpeği poligona götürmek, bağlayıp yanında silah atmak gibi teknikler flooding denilen taşırma terapisidir. Bu sistemde köpek korkusu ile direk yüzleştirilir. Fakat bu sistemin çalışmadığı ve zararlı olduğu ispatlanmış ve kullanılmamaktadır.

Silahtan korkan köpeği silah sesine alıştırmak zaman alır ve herkesin başarabileceği bir şey değildir. Sabır ve zaman çok gereklidir.

İnsanın olsun, köpeğin olsun beyinde bulunan limbic sistem ve beyin cortexi birbirlerine zıt çalışırlar. Beyin limbic sistemi beyinde endişe, korku, heyecan, zevk gibi duyguları kontrol eden kısımdır. Beyin cortexi ise beynin öğrenme, problem çözme, tepkiler gibi işlevlerini yönetmektedir. Bu iki sistem aynı anda tam kapasite ile çalışmaz biri çalışırken diğerini baskılar ve arka plana atar. Örneğin korkan bir insan problem çözemez aklına hiç bir çözüm gelmez hatta bu yüzden hayatını bile kaybedebilir. Doğada yalnız kalan bir insan eğer korkmaya başlarsa kendini kurtaracak çözümleri aklına getirmez yani beyin limbic sistemi cortexi baskıladığından insan kendini kurtaracak çözümü bulmakta zorlanır ve hayatını kaybedebilir. Onun içindir ki komando birlikleri gibi doğada küçük guruplar halinde kalan ve zamanı gelince tek başına kalan askerlerin eğitiminde korkuları baskılama yöntemlerinin eğitimi çok önemli bir yer tutar.
Köpekte de durum aynıdır. Köpeğin korkularını idare eden beyin limbic sisteminin çalışmasını cortexi fazla çalıştırarak arka plana atarsanız korkusu azalır. Bunu yapmak içinde silah atılırken köpeğin beyin cortexini çalıştırmanız gerekecektir. Bir köpeğin beynini bir oyuncak, tüy, kuş, tavşan gibi şeyle meşgul edip ona ulaşması için uğraşmasını sağlamanız gerekecektir. Köpek bunları ele geçirmek için uğraşırken beynin limbic sistemi baskılanacak ve korkularını arka plana atacaktır.
Bu çalışmaları şu şekilde yapabilirisiniz. Köpeğinizi yardımcınız ile beraber araziye çıkarın yardımcınız silahla beraber sizden uzaklaşsın köpeğin silah sesinden etkilenmeyeceği bir mesafeye gelince yardımcı bir el ateş edince köpeğin tepkilerini izleyin, köpek irkilmiyorsa ve sese aldırmıyorsa silahlı yardımcı biraz daha yanaşıp tekrar silah atsın. Bu işlemleri köpeğin silah sesine tepki verdiği mesafede durdurun. Bu mesafe köpeğin silah sesine tepki verdiği sınırdır. Artık yapacağınız çalışmalar bu sınırda olacak ve bu sınırı ilerleyen günlerde kısaltmaya çalışacaksınız.
Köpeğiniz ile bu sınırda durun ve onu heyecanlandıracak bir oyuncak olabilir, canlı bir kuş olabilir veya bir kanat olabilir bu köpeğe göre değişir bunlardan biriyle köpeğin dikkatini çekin. Köpek bunu elinizden almak için size gelecektir köpeğe yakalayacakmış gibi imkan verin ama yakalatmayın köpek iyice heyecanlansın artık köpek tamamen bu elinizdeki şeye odaklanınca silahlı yardımcınıza işaret ederek bir el silah attırın. Köpek tepki vermiyorsa aynı şekilde ama köpek kesinlikle elinizdeki şeyle uğraşırken aralıklı olarak silah attırın ve sonra çalışmayı ertesi güne bırakın. ( Köpeğin çalışma sırasında silahtan korkmasına müsaade etmeyin korktuğu an çalışmayı ertesi güne bırakın.) Ertesi gün gene aynı mesafede aynı şekilde çalışmaya başlayın ilk silahtan sonra köpek tepki vermezse sınırı bir iki adım geçin ve çalışmaya devam edin, köpeğiniz gene tepki vermiyorsa çalışmayı aynı mesafede sürdürün ve ertesi gün aynı yerden devam etmek üzere bırakın.
Ertesi gün gene aynı yerden başlayın ve köpek tepki vermezse bir iki adım daha sınırı geçin ve bu çalışmalara her gün böyle devam edin. Eğer köpek bir gün bu çalışmalar esnasında gene tüfek sesinden korkarsa hemen sınırın ilk başına dönün ve eğitme tekrar yeni başlıyor gibi başlayın. Bu görüldüğü gibi çok sabır ve zaman isteyen bir çalışmadır. Bu çalışmalar sırasında köpek silaha yaklaştıkça onun dikkatini çeken şeyi daha da cazip ve köpek tarafından daha istekli hale getirin. Örneğin köpeği çalılık bir yerde iken canlı bir bıldırcını köpeğin çok zor gireceği çalıların içine bırakın ve köpek çalılardan kuşu almak için kendine yol ararken yukarda anlatıldığı şekilde çalışmaya devam edin.
Köpek istediği şeyi eline geçirmek için ne kadar zorlanırsa, çalılar içinden onu almak için çeşitli yollar aradığı zaman beynini problem çözmek için çalıştırıyor demektir. Çalının bir tarafından dener giremez, döner arkasından bakar, olmadı açıklık bir yerden kendini zorlar işte bu anda tamamen beyni bu işe odaklandığından silah sesi ikinci planda kalır. Bu tür yapılan çalışmalar sonucunda ise zamanla köpek artık silah sesine alışır.
Köpeğinize evinizde de bazı çalışmalar yaptırabilirsiniz. Eğer güçlü bir müzik setiniz varsa onu bilgisayarınızın çıkışına bağlayın. İnternette mp3 formatında veya benzer formatta silah sesi bulmanız mümkün. Bunu da bulduktan sonra yapacağınız iş köpeğe bu silah sesini önce çok yavaş volümde dinletmek ve giderek sesi arttırmaktır. Bunu yaparken de aynı dışarıda olduğu gibi köpekle ev içinde kanat, top, oyuncak gibi bir şeyle oynayıp köpeğin onla meşgul olduğu anlarda sesi vermelisiniz. Diğer bir çalışma ise bilgisayardan silah sesini bir müzik ile beraber vermektir. Müzik sesini yüksek olarak açıp arka planda silah sesini yavaş ve giderek artan seviyede vermelisiniz. Bütün bunları yaparken bir günde değil her gün az miktarda çalışıp ilerleyen günlere yayarak yapmanız gerekir. Evde ve dışarıda yapılan çalışmaları uzun tutmayın her gün en fazla 5-10 dakika çalışın. 3-5 silahtan fazla silah atmayın.


Av Köpeğiniz Kendisini Sizden Başkasına Sevdirsin mi?

Bazı insanların köpekleriyle ilgili beklentilerini sorguladığınızda çoğunun yanında caydırıcı bir sözde koruyucu umduğunu anlarız. Bu köpek koşulsuz itaat eden ve kendisine sahibinden başkasına yaklaştırmayan mümkünse maço görünümlü bir köpektir. Köpeği yanındayken yollarda bir çeşit film kahramanı gibi hissetmeye gereksinim duyan bu insanlar Show zamanı geldiğinde köpeğin yerli yersiz her yerde komutlarına nasıl da uyduğunu korku ve kıskançlık dolu gözlere sergileyebilmelidir. Onlar böylece saygı duyulan ve kıskanılan afili delikanlının görsel karşılığı olabilirler. Zayıf kişiliklerini bu sözde gücün arkasında güçlendirdiklerinin farkında değillerdir.
Bu tür insanların köpekleri aşağı yukarı hep aynı özellikler sergiler. Daha küçücük bir yavruyken insanlar ve muhtemelen diğer canlılarla pozitif iletişim kurmasına izin verilmediğinden yeterince güvenemediği insanlara karşı, sahibi duymasın ama olacakları kestirememesinden kaynaklanan korku nedeniyle savunmacı bir saldırganlık sergiler. Bulunduğu durumun stresini bile kaldıramayacağından hiç bir yerde kendini güvende hissetmemektedir. Dostu ve düşmanı ayırabilecek kadar bile insan tanımadığından şemsiyeyle yanından geçen yaşlı bir teyze bile saldırgan yanını tetikleyebilir. Komşunun köpeğiyle güvenle oynadığı için başını okşamaya gelen çocukları tehdit unsuru olarak görür. Belki de oynaması gereken o en şirin çağlarında karanlık bir odaya kapatma masalının bir kurbanıdır.
Daha da kötüsü de yaptıklarının bilincinde olduğunu düşünen sahibinin ve arkadaşlar arasında sözde kötü adamların kışkırtmalarıyla diğer hayvanlara ve insanlara saldırmaya cesaretlendirilmiştir. İnsanlar güvenilmezdir onun için. İnsanlar ona zarar vermeden onun onları tehditkâr bir hırlama ile uzaklaştırmasında fayda vardır.
Oyun seçenekleri hep ısırma ve bedensel mücadele gerektiren itip kakmalı oyunlar olmuştur. Böylece yavru daha bebekken dişlerini ve bedenini kullanmayı öğrenir ve tanımadığı, saygı duymadığı insanları, özellikle de çocuk ve yaşlıları, domine etmeye başlar. Söylediklerine göre gerektiğinde ev ahalisine bile sahibini korumak için posta koymaktadır. Köpek erişkin olduğunda sonuçlarını göremedikleri trajik son, yavruya kendi bilinçsizlikleriyle öğretilmektedir.
İşte size cesur bir koruma köpeği. Daha içinde bulunduğu durumu bile sağlıklı değerlendirmekten aciz bırakılmış, insanlar ve diğer hayvanları ya bir tehdit ya da av gören övgüye değer aranan köpek.
Ne yazık ki sahibi ırkına göre değişse de 2 hatta 3 yaşından sonra olgunlaştığında parkta tanımadığı kişilerle top oynarken bile yan gözüyle hep ailesinin güvenliğini kolladığını hiç bilmeyecek. Bir aile köpeğinin profesyonel bir koruma köpeğinden ayıran özelliklerin ayrımına asla varamayacak. Büyük bir olasılıkla 3 yaşına gelmeden saldırganlığı kontrolden çıkıp bilinmeze gönderilecek.

Koruma köpeği eğitimi kesinlikle işin ehli profesyonel kişilerin işidir. Bu amaçla eğitilecek köpekler özenle seçilir; hatta üretilir. Koruma köpeği olarak kullanılabilecek ırklardan birini alıp eve getirmek istenen sonucu getirmeyecektir; ama ne istendiğini tam bilmeyen biri zayıf yanları ve getireceği potansiyel problemleri de değerlendiremez. Köpeği ısırmaya alıştırmak kolaydır. Önemli olan ne zaman ve nasıl sorularının kontrolünün tamamen sizin elinizde olmasıdır. Tehlike ve güvenli durumlar arasındaki farklı değerlendiremeyecek bir köpek patlamaya hazır bir bombadır. Bu tür bir eğitimin verilmesi ve bu tür bir köpeğe sahip olunması ehliyet gerektiren çok özel bir durumdur. Sokaklarda silahla gezmeye izin verilmediği bir toplumda kontrolü tamamen sizde olmayan bir silaha çevrilmiş köpek gerçek bir tehdittir. Ne yazık ki çoğunlukla suçlanan köpek hatta ait olduğu ırk olur.
Yaşadığımız toplumda köpekler dost insanlarca yaklaşılır olmayı bilmelidir. Bir marketin önüne bağlandığında menziline giren ilk kişiyi ısırması kimseye fayda getirmez. Bazı ırklar doğal olarak yabancılarla kolay dostluk kurmaz. Özellikle bu ırklar genç yaşta yanına yaklaşan insanların ona bir tehdit oluşturmayacağı öğretilmelidir. Gerektiğinde harekete geçmeyeceğini ummak ırkların yüzlerce yıllık geçmişlerini hafife almaktır. Yine de bireyler arasında farklılık olabilir. Bazı ırklar ise üretim amaçları doğrultusunda yabancılara karşı her zaman dostça davranır. Onların kalıtsal karakterini bozmak ona yapılacak en büyük kötülüklerin başında gelir.
Eve her misafir geldiğinde köpeğinizi bir odaya kapatmak zorunda kalmaktan, çoluk çocuk herkesin yanında olası bir kazanın stresinin altında ezilmekten ve parkta diğer köpek sahipleriyle huzur içinde bir sohbet edememekten kötü ne olabilir?
Köpeğin olumsuzlaştırılan yanlarından medet umarak bunların nedensizce övülmesi, bazen iyi niyetli bile olsa, ne yaptığını bilmeyen insanlar yüzünden aklımızdaki köpek imgesinin korkunç hikayelerle bulanmasına neden olmakta. Kendimizi doğru şeklide sevmeye öğrenmeden bir köpekten en iyisini bekleyebileceğimizi sanmıyorum. Onlar kendimize ve topluma olan bir yansımamızdır çünkü.
Bu konudaki kullanıcılar
Guest
Forumu Atla  
Bu foruma yeni konular postalayamazsınız.
Bu forumda ki konulara yeni posta gönderemezsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı silemezsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı düzenleyemezsiniz.
Bu forumda anketler yaratamazsınız.
Bu forumdaki anketlere oy veremezsiniz.